Phaselis Adağı
“Aslında denizin her anı birbirinden farklıdır… Bizim ayırdına varamadığımız sonsuz bir devinim içindedir.”
(Phaselis Adağı, s.377)
“Navigare necesse est.”
“Cesaret vermek için denizde yol almak kaçınılmazdır.” (s.526)
Phaselis Adağı’nı henüz bitirmedim ama okudukça daha çok içine çekiliyorum. Bu akşam Kelime Gezginleri kitap kulübü sayesinde Mahmut Şenol ile sohbet etme fırsatı buldum ve romanı yazan zihnin arka odalarına kısa bir yolculuk yapmak, metni daha okumadan bile değerli kılan bir deneyimdi. Şenol’un tarih bilgisi, kelime duyarlılığı ve edebiyatı neredeyse arkeolojik bir titizlikle kurgulayan yaklaşımı, romanın her satırına sinmiş durumda.
Eski kentlerin sokaklarında yürürken binlerce yıl önceki hayatları zihnimde canlandırmak, taşların arasındaki sessizliği çözmeye çalışmak hep içimde bir yerleri harekete geçirmiştir. Phaselis Adağı da tam olarak bunu yapıyor: Okurken kendimi Menelaus’un adımlarının arasından geçip o çağların içine sızarken buluyorum.
Mahmut Şenol’un romanı yalnızca bir hikâye anlatmıyor; tarih, felsefe, mitoloji ve insan ruhunun karanlık–ışıklı kıvrımlarını aynı potada eritiyor. Şenol’un kalemi, hem sorgulayan hem anlamaya çalışan bir bilinç yaratıyor okurda. Onunla sohbet ederken romanın altında yatan düşünsel emeğin büyüklüğünü daha iyi fark ettim.
Ve açık söylemek gerekirse:
📚 Bu roman daha fazla okura ulaşmayı hak ediyor.
Şu an baskısı bulunmadığı için çoğu okur bu metne erişemiyor. Phaselis Adağı gibi nitelikli eserlerin raflardan kaybolmasına izin vermek, edebiyatın hafızasına yapılmış bir haksızlık olur. Yayınevlerinin bu kitabı yeniden basması, hatta yeniden keşfetmesi gerektiğini düşünüyorum.
#MahmutŞenol #PhaselisAdağı #KitapKulübü #KelimeGezginleri
#OkumaNotları #RomanÖnerisi #EdebiyatSeverler
#BookstagramTürkiye #YenidenBasılsın #KelimeArkeologu
